TBMM “Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu”nun ortak raporu, TBMM’nin internet sitesinden kamuoyuna açıldı. Metinde, raporun ekler ve tutanaklar dahil 110 sayfa olduğu, ana metnin ise 49 sayfadan meydana geldiği belirtiliyor. “Takdim” ve “Sonuç” bölümleri hariç olmak üzere raporun 7 ana başlıktan oluştuğu ifade edilirken, rapora tbmm.gov.tr adresi üzerinden erişim sağlanabildiği kaydediliyor.
TBMM’de çözüm süreci kapsamında kurulan “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” raporunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin internet sitesi üzerinden yayımlandığı belirtilirken, raporun 47 evet, 2 ret ve 1 çekimser oyla kabul edildiği bilgisi de metinde yer alıyor. Böylece raporun hem içeriği hem de oylama sonucu kamuoyuyla paylaşılmış oldu.
Raporun, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un takdimiyle başladığı aktarılıyor. Metne göre Kurtulmuş, komisyona dahil olan partilerin genel başkanlarına teşekkür ederek başladığı takdim yazısını, hayatını kaybedenleri anarak tamamlıyor. Bu bölüm, raporun giriş çerçevesini oluşturan ilk kısım olarak öne çıkıyor.
Sürecin Başlangıcı, İlkeler ve Komisyon Hedefleri
Raporun devamında sürecin nasıl başladığına, ilkeler, tutumlar ve usuller başlıkları üzerinden yer veriliyor. Bir sonraki bölümde ise komisyonun hedefleri sıralanıyor. Bu hedefler arasında “Terörsüz Türkiye”, “Demokrasinin Güçlendirilmesi” ile “Kalkınma ve Ekonomik Refah Artışı” başlıklarının bulunduğu belirtiliyor. Böylece raporda, sürecin hem güvenlik hem demokrasi hem de ekonomik boyutlarının birlikte ele alındığı görülüyor.
Türk ve Kürt Halklarının Tarihine Değinen Bölümde Yer Alan İfadeler
Raporun sonraki kısmında Türk ve Kürt halklarının tarihine değinen bölüm yer alıyor. Bu bölümde, “Türkler ve Kürtler aynı coğrafyanın sahipleri, aynı ülkenin yurttaşları, aynı inancın mensupları, aynı medeniyet ve kültürün varisleri, birlikte var olmuş kardeş ve kaderdaş halklardır” ifadelerine yer veriliyor. Söz konusu bölüm, raporun toplumsal birlik ve ortak tarih vurgusu taşıyan bölümleri arasında bulunuyor.
Komisyonda dinlenenlerin mutabakatlarının ele alındığı dördüncü bölümde, “ortak acı” vurgusunun altı çiziliyor. Bu bölümde yer verilen ifadede, “Ortak acı vurgusu ise acıların tek bir kesime ait olmadığına, toplumun geneline yayılan bir yükün paylaşıldığına ve tam da bu paydaşlık üzerinden kalıcı huzur ve barışın toplumsal zeminini güçlendiren bir duygu birliği üretilebildiğine işaret etmektedir” deniliyor. Metinde, ortak acının toplumsal zeminde duygu birliği üretme potansiyeline dikkat çekiliyor.
PKK’nın Kendini Feshetmesi ve Silah Bırakması Başlığı
Raporun beşinci bölümünde “PKK’nın Kendini Fesh etmesi ve Silah Bırakması” başlığı yer alıyor. Bu bölümde, “En başından itibaren ‘Kürt’ün onurunu, Türk’ün gururunu’ korumayı esas alan bir yaklaşım benimsenmiştir. Çünkü biliyoruz ki; Kürt’ün onurunu korumayan bir dil, Türk’ün gururunu hiçe sayan bir söylem barışa değil, yeni kırılmalara neden olacaktır. Hedefimiz sadece asgari müştereklerde birleşmek değil, birlikte yaşamın azami zeminini güçlendirmektir” görüşüne yer veriliyor. Bölümde kullanılan ifadeler, yaklaşımın dil ve toplumsal denge ekseninde tanımlandığını ortaya koyuyor.
Raporun devamında sürece ilişkin yasal düzenlemelerin yer aldığı bölüm bulunuyor. Bu bölümde “Örgütün Silah Bırakması”, “Toplumsal Bütünleşmeyi Güçlendirecek Yasal Düzenlemeler”, “Örgüt Mensuplarının Durumu”, “Toplumsal Bütünleşme”, “İzleme ve Raporlama Mekanizması” ve “Süreçte Görev Alanlara Yasal Güvence Sağlanması” maddelerine yer veriliyor. Böylece raporda yalnızca siyasi ve toplumsal çerçeve değil, uygulamaya dönük hukuki başlıklar da ayrı bir bölüm halinde ele alınıyor.
Bu bölümde öne çıkan ifadelerden birinde, “ceza ve infaz hukukunda yer alan hükümlerden istifade edilerek hazırlanacak bir düzenleme ile bahse konu kişiler hakkında tasarrufta bulunulabileceği ve ilgili kişiler hakkında mutlaka adli bir işlem yapılması gerektiği değerlendirilmektedir. Yasal düzenlemeler, toplumda cezasızlık ve af algısı oluşturmamalıdır” deniliyor. Metinde, yasal düzenlemeler, ceza ve infaz hukuku ile cezasızlık ve af algısı konularına özellikle vurgu yapılıyor.
Raporun aynı bölümünde, bir önceki sürecin dağılmasının ardından sürece dahil olanların cezalandırılmasına atıf yapıldığı belirtiliyor. Bu çerçevede, “Yürütülen süreçte görev alanlar, Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun toplantılarına iştirak edip görüş, öneri ve değerlendirmelerde bulunanlar ile Komisyon çalışmalarında yer alanlar ve görevlilerin faaliyetlerinin yasal güvenceye kavuşturulması önerilmektedir” ifadeleriyle, süreçte yer alan kişilere yönelik yasal güvence önerisine yer veriliyor.
Raporun yedinci bölümünde ise “demokratikleşme ile ilgili öneriler” yer alıyor. Bu bölümde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarından söz edildiği belirtiliyor. Ayrıca yargı ve infaz düzenlemeleri ile fikir suçları kapsamındaki başlıklara da değinildiği aktarılıyor. Böylece raporun son ana bölümlerinden birinde, demokratikleşme ve yargı eksenli değerlendirmeler öne çıkıyor.
Rapor, “Sonuç ve Değerlendirme” bölümünde yer alan, “Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu olarak yürüttüğümüz çalışmalar neticesinde hazırlanan öneri ve değerlendirmelerimizi içeren raporumuz, yasa çalışmalarında esas alınmak üzere siyasi partilerin ve kamuoyunun takdirlerine saygıyla sunulmaktadır” ifadeleriyle tamamlanıyor. Böylece komisyon raporu, yasa çalışmalarına esas alınmak üzere siyasi partiler ve kamuoyunun takdirine sunulan bir metin olarak çerçevelendiriliyor.






