Gündeme ilişkin konuşan Fatih Erbakan, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılı olduğunu hatırlatarak, üç yıl önce “asrın felaketi” olarak nitelendirilebilecek bir felaket yaşandığını dile getirdi. Erbakan, yaklaşık 50 bine yakın vatandaşın hayatını kaybettiğini, 150 bine yakın vatandaşın yaralandığını belirterek, hayatını kaybedenlere rahmet diledi, millete başsağlığı ve geçmiş olsun mesajını yineledi. “Takdir Allah’tandır, ancak tedbir almak bize düşer” sözleriyle de tedbir vurgusu yaptı.
Erbakan, Türkiye’de “borç-faiz-zam-vergi ekonomisinin” bütün hızıyla sürdüğünü savunarak, borç ve faiz yüküne ilişkin rakamlar paylaştı. Buna göre, 2025 yılında 3,4 trilyon liralık borç ödemesi yapıldığını, bunun 2 trilyon lirasının faize gittiğini söyledi. Erbakan, bu yıl için de 2,7 trilyon lira faiz ödemesi ve toplamda 5,7 trilyon lira borç ödemesi yapılacağını ifade etti.
En düşük emekli aylığının 18 bin liradan 20 bin liraya çıkarılması için kullanılan 110 milyar liralık kaynağın, devletin 15 günlük faiz ödemesi kadar olduğunu söyleyen Erbakan, “Borç-faiz ekonomisi böyle bir canavardır” dedi. Bu çerçevede “Milyonlarca emeklinin maaşını artırmak için ayırdığınız kaynağı 15 günde faize veriyorsun” ifadelerini kullandı.
Özelleştirme Vurgusu ve “Adil Düzen” Mesajı
Erbakan, iki köprü ve dokuz otoyolun özelleştirilmesine de değinerek, kendi ifadeleriyle “gider kalemleri” ve “gelir kalemleri” üzerinden bir değerlendirme yaptı. “İmtiyazlı holdinglere kaynak aktarılması, faiz ödenmesi ve kamudaki israf”ı gider kalemleri olarak anlatan Erbakan, gelir tarafında ise “yeniden borç almak, millete zamla-vergiyle yük yüklemek ve devletin varlıklarını satıp yok etmek” vurgusunda bulundu. Bu sistemi ıslah edecek olanın Milli Görüş olduğunu söyleyen Erbakan, “Adil düzeni kuracak olan, paylaşımda adaleti tesis edecek olan Milli Görüş’tür ve Yeniden Refah Partisi’dir” dedi.
TÜİK Enflasyon Tartışması
Erbakan, Türkiye’de açlık sınırının 32 bin liraya dayandığını, yoksulluk sınırının 100 bin lirayı aştığını ifade ederek; asgari ücretlilerin tamamının açlık sınırının altında, emekli maaşıyla geçinenlerin de yüzde 90’ının açlık sınırının altında bir gelirle yaşam mücadelesi verdiğini dile getirdi. Bu tabloya işaret ettikten sonra TÜİK üzerinden enflasyon verilerine ilişkin eleştirilerde bulundu.
“Manipülasyon” İddiası
Erbakan, TÜİK’in enflasyon verilerinde bir “oyun” olduğunu savunarak, Aralık ve Ocak ayları arasında açıklanan oranların “akla, mantığa, matematiğe ve gerçeklere uygun olmadığını” ileri sürdü. Bu yıl Aralık ayı için yüzde 0,89, Ocak ayı için ise yüzde 4,84 açıklandığını belirten Erbakan, maaş zamlarının Aralık enflasyonuna göre belirlendiğini hatırlatarak, bu süreçte “emekçinin, emeklinin, işçinin, memurun hakkının” gasp edildiğini iddia etti.
Erbakan, geçen yıla ilişkin örnek de vererek Aralık ayı enflasyonunun 1,03, Ocak ayı enflasyonunun 5,03 açıklandığını söyledi; bunun “özel olarak ayarlandığını” savundu. Son beş yılın Aralık enflasyon rakamları toplamının yüzde 9, Ocak ayı enflasyon rakamları toplamının ise yüzde 33 olduğunu belirten Erbakan, bunu “çalışanın cebinden çalmak” şeklinde nitelendirdi.
Hane Halkı Borcu ve Kredi Kartı Verileri
Erbakan, Türkiye’de hane halkının yarısının borç içinde olduğunu, bu borçların yüzde 45 ila 49’unun vadesi geçmiş borç niteliğinde bulunduğunu söyledi. Buna göre, neredeyse üç haneden birinin vadesi geçmiş borcu olduğuna dikkat çekerek, borcu çevirememe halinin yaygınlaştığını savundu.
BDDK Rakamları ve 5,7 Trilyon Liralık Borç İddiası
Kredi kartı borcu ödeme verileri üzerinden de konuşan Erbakan, kredi kartı sahiplerinin yüzde 38,5’unun yalnızca asgari ödeme tutarını ödeyebildiğini belirtti. “Millet, halk yüzde 40’lık bir oranla borcun tamamını ödeyemiyor” diyen Erbakan, BDDK’nın rakamlarına atıfla tüketici kredisi ve kredi kartı borçlarının toplamının 5,7 trilyon liraya çıktığını ifade etti. AK Parti iktidara geldiğinde bu seviyenin 6 milyar lira olduğunu söyledi ve “Millet bin misli bankalara borçlu hale gelmiş” değerlendirmesini yaptı; bireylerin borçlanmasının devlet ve özel sektör borçlanmasının da önüne geçtiğini kaydetti.
Dış Politika Başlıkları İran, Gazze ve Venezuela
Erbakan, ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun kaçırılmasına ilişkin ifadelerinin ardından, bu kez hedefin İran olduğunu savundu. ABD Başkanı Trump’ın İran’a yönelik sözlerini hatırlatarak, İsrail’in de İran’a müdahale konusunda baskı yaptığını ileri sürdü. CENTCOM’un Abraham Lincoln uçak gemisini İran’ın yakınında konuşlandırdığına ilişkin değerlendirmesinde Erbakan, bu tablo karşısında “dost ve kardeş İran’ın yanında” olduklarını söyledi.
“İran’a Müdahaleye Kesinlikle Karşıyız”
Erbakan, İran’ın hem komşu ülke olduğunu hem de Türkiye’nin de üyesi olduğu D-8 içinde yer aldığını belirterek, İran’a yapılacak bir müdahaleye kesinlikle karşı olduklarını Yeniden Refah Partisi adına bir kez daha vurguladı.
Gazze Barış Kurulu Uyarısı
Erbakan, Gazze Barış Kurulu ile ilgili değerlendirmesinde, kurulun veto ve karar alma yetkisine sahip olacağını dile getirdi. Konuşmasında, Türkiye’nin de içinde olduğu Müslüman ülkelerin bir araya gelerek Gazze’nin inşası için kaynak toplayacağı; ancak bunun Gazze’de Filistinlilerin egemenliğini ortadan kaldıracağı ve bölgenin dış güçlerin kontrolüne gireceği yönündeki iddialarını aktardı. Gazze’nin bir “Las Vegas” benzetmesiyle ahlaki yozlaşmanın merkezi haline getirileceğini savunan Erbakan, Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanı başta olmak üzere yetkililere seslenerek, Türkiye’nin böyle bir planın içinde bulunmaması gerektiğini söyledi; “Bu kurulda asla yer almamanız, bu kuruldan çekilmeniz milletimizin ve ülkemizin hayrınadır” ifadelerini kullandı.
Erbakan, ABD Adalet Bakanlığı’nın, cinsel suçlardan hüküm giyen ve hapishanede ölen Jeffrey Epstein soruşturmasına ilişkin yayımladığı Epstein belgelerindeki iddialara değindi. Erbakan’a göre, belgelerde Türkiye’den çok sayıda çocuğun istismar adasına götürüldüğüne ilişkin iddialar bulunduğunu söyledi. Ayrıca, Epstein’ın o dönemde Türkiye’ye 200 milyon dolarlık bir kaynak transfer ettiği ve Epstein’a ait özel uçağın dokuz kez Türkiye’ye giriş-çıkış yaptığı yönündeki iddiaları da aktaran Erbakan, bu başlıkların “açığa çıkarılmasının yetkililerin, devletin sorumluluğu” olduğunu ifade etti.
“Toplum Bir Üçüncü Yol Arıyor”
Bir gazetecinin “siyasette üçüncü ittifak” iddialarını sorması üzerine Erbakan, yapılan araştırmalarda seçmenin yüzde 30’undan fazlasının kararsız olduğunun görüldüğünü söyledi. Bu nedenle “en büyük parti kararsızlar partisidir” ifadesinin sıkça dile getirildiğini hatırlatan Erbakan, seçmenin hem mevcut iktidardan memnun olmadığını, değişim istediğini; ancak bunun yerine ana muhalefetin gelmesini de istemediğini savundu.
Erbakan, kararsız seçmen kitlesinin yanı sıra “kararsız olmayıp gönülsüz” biçimde iktidar ya da ana muhalefete oy veren bir seçmen kitlesinin de bulunduğunu söyleyerek, toplumun bir çıkış, bir alternatif ve bir umut aradığını dile getirdi. Bu noktada Yeniden Refah Partisi olarak “taşın altına elini koymaya hazır olduklarını” belirten Erbakan, kilit noktanın söylemleri ve seçmen tabanları birbirine yakın partilerin bir araya gelmesi olduğunu ifade etti. Özellikle Milli Görüş kökenli partilerin birleşmesinin “ciddi bir alternatif” ve “ciddi bir sinerji” doğuracağını söyledi.






