Arap ülkeleri, ABD’nin Tel Aviv Büyükelçisi Mike Huckabee’nin İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria da dahil olmak üzere tüm Ortadoğu üzerindeki kontrolünü desteklediği yönündeki açıklamalarına ortak tepki verdi. Yapılan açıklamalarda, Huckabee’nin ifadelerinin “saçma, kışkırtıcı, kabul edilemez ve uluslararası hukuka aykırı” olduğu vurgulanırken, bu söylemlerin bölgesel egemenlik ve devletlerin toprak bütünlüğü açısından ciddi bir ihlal niteliği taşıdığı belirtildi.
Huckabee, cuma günü yayımlanan bir podcast yayınında, İsrail’in “Nil’den Fırat’a” uzanan topraklar üzerinde kutsal kitaba dayalı bir hakkı olduğunu savunarak, “Hepsinin kontrolünü alsalar sorun olmazdı” ifadelerini kullandı. Röportaj sırasında İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki eylemlerini de savunan Huckabee, “ilahi takdirin” bölgenin kontrolünü İsrail’e verdiğini ileri sürdü. Bu sözler, bölge başkentlerinde diplomatik tepkinin hızla yükselmesine yol açtı.
Tucker Carlson’ın Sorusu
Huckabee’nin İsrail’in Orta Doğu’nun geniş kesimleri üzerinde “ilahi bir hakkı” olduğunu söylemesinin ardından ABD’li gazeteci Tucker Carlson, röportaj sırasında “Hangi topraktan bahsediyorsunuz” sorusunu yöneltti.
Bu tartışma sürerken, Arap ülkeleri açıklamaların yalnızca söylem düzeyinde kalmadığını, aynı zamanda uluslararası hukuk, BM Şartı ve bölgesel istikrar açısından tehlikeli bir siyasi zemin oluşturduğunu savundu. Tepkilerde özellikle işgal altındaki Filistin toprakları, Batı Şeria, Gazze Şeridi ve egemenlik ilkesi öne çıktı.
Ürdün Dışişleri Bakanlığı, Huckabee’nin söz konusu ifadelerini “saçma ve kışkırtıcı” olarak tanımladı. Bakanlık açıklamasında bu sözlerin, “diplomatik normların ihlali, bölge ülkelerinin egemenliğine saldırı ve uluslararası hukuk ile BM Şartı’nın açık bir ihlali” olduğu belirtildi.
Ürdün, ayrıca Huckabee’nin açıklamalarının, ABD Başkanı Donald Trump’ın işgal altındaki Batı Şeria’nın ilhakını reddeden kamuya açık tutumuyla çeliştiğini kaydetti. Bu vurgu, Amman yönetiminin açıklamayı yalnızca İsrail-Filistin bağlamında değil, aynı zamanda ABD yönetiminin beyanlarıyla uyum bakımından da değerlendirdiğini gösterdi.
Gazze’de İstikrar ve BM Güvenlik Konseyi 2803 Çağrısı
Ürdün, “gerilimi tırmandırıcı ve sorumsuz” açıklamalar yerine Gazze’de istikrarın sağlanması için çaba gösterilmesi gerektiğini belirterek, ABD Başkanı Donald Trump’ın planı ile BM Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı kararının uygulanması için tüm taraflara eşgüdüm içinde hareket etme çağrısı yaptı. Açıklamada, gerilimi artıran söylemler yerine diplomatik koordinasyonun öne çıkarılması gerektiği mesajı verildi.
Trump’ın 20 Maddelik Gazze Çerçevesi
Mısır, Huckabee’nin sözlerinin, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki savaşı sona erdirmeyi amaçlayan 20 maddelik çerçevesiyle ve 19 Şubat’ta Washington’da düzenlenen Barış Kurulu konferansının sonuçlarıyla çeliştiğini belirtti. Bu değerlendirme, Kahire’nin açıklamayı bölgesel barış süreci ve diplomatik girişimler bağlamında ele aldığını gösterdi.
Batı Şeria, Gazze ve Yerleşim Faaliyetlerine Karşı Net Tavır
Mısır, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları ya da herhangi bir Arap toprağı üzerinde egemenliği bulunmadığını yineledi. Açıklamada, Batı Şeria’nın ilhak edilmesi, Gazze Şeridi’nden ayrılması ya da işgal altındaki Filistin topraklarında yerleşim faaliyetlerinin genişletilmesine yönelik her türlü girişimin kategorik olarak reddedildiği vurgulandı. Kahire, bu başlıklarda tutumunun net olduğunu açık biçimde ortaya koydu.
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı da Huckabee’nin açıklamalarını “pervasız” olarak nitelendirerek, söz konusu ifadeleri uluslararası hukuk, BM Şartı ve diplomatik normların ihlali şeklinde değerlendirdi ve şiddetle kınadı. Riyad yönetimi, bu tür aşırılıkçı söylemlerin yalnızca siyasi tartışma üretmediğini, aynı zamanda bölgesel güvenliği hedef aldığını savundu.
Bakanlık açıklamasında, bu tür aşırılıkçı ifadelerin “bölgedeki ülkeleri ve halkları karşı karşıya getirerek uluslararası barış ve güvenliği tehdit ettiği” ve uluslararası düzenin temellerini zayıflattığı belirtildi. Suudi Arabistan’ın açıklaması, tepkisini sadece ikili diplomatik düzeyde değil, küresel güvenlik ve uluslararası sistem ekseninde de temellendirdi.
ABD Dışişleri Bakanlığı’na Tutumunu Netleştirme Çağrısı
Suudi Arabistan, ABD Dışişleri Bakanlığı’na Huckabee’nin açıklamaları konusunda tutumunu netleştirme çağrısında bulundu. Açıklamada ayrıca, devletlerin egemenliği, sınırları ve toprak bütünlüğüne yönelik her türlü ihlalin kesin bir dille reddedildiği ifade edildi.
İki Devletli Çözüm ve 1967 Sınırları Vurgusu
Suudi Arabistan, adil ve kapsamlı barışın tek yolunun işgalin sona erdirilmesi olduğunu belirterek, iki devletli çözüm temelinde, 1967 sınırları içinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devleti kurulması gerektiğini vurguladı. Riyad’ın açıklamasında, bölgesel barış için siyasi çözüm çerçevesi açık şekilde yeniden teyit edildi.
Netanyahu’nun “Büyük İsrail” Vurgusu Ve Tartışmanın Arka Planı
Metinde yer alan bilgiye göre, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da ağustos ayında i24 kanalına verdiği röportajda “Büyük İsrail vizyonuna çok bağlı olduğunu” söylemişti. “Büyük İsrail” terimi, İsrail siyasetinde İsrail topraklarının Batı Şeria, Gazze ve Suriye’nin Golan Tepeleri’ni kapsayacak şekilde genişletilmesini ifade etmek için kullanılıyor.
Bazı yorumlarda ise bu kapsama Mısır’ın Sina Yarımadası ile Ürdün’ün bazı bölgeleri de dahil ediliyor. Bu çerçevede Huckabee’nin “Nil’den Fırat’a” açıklamaları, Arap ülkelerinin tepkisinde yalnızca güncel bir diplomatik kriz başlığı değil, aynı zamanda daha geniş bir bölgesel söylem tartışmasının parçası olarak öne çıktı.






