ABD’de Boston’daki federal mahkeme, Tufts Üniversitesi yüksek lisans öğrencisi Rümeysa Öztürk’ün gözaltına alınması ve öğrenci vizesinin iptali sürecine dayanak gösterilen gizli devlet belgelerinin kamuoyuna açıklanmasına hükmetti. Mahkeme dosyasına giren ABD Dışişleri Bakanlığı yazışmalarında, Öztürk’ü suçlayacak somut delil bulunmadığına işaret eden ifadeler yer alırken, aynı belgelerde F-1 öğrenci vizesinin iptali yönünde tavsiye verilmesi dikkat çekti.
ABD’de Boston’daki federal mahkeme, Tufts Üniversitesi yüksek lisans öğrencisi Rümeysa Öztürk’ün de yer aldığı göçmen öğrenciler davasında kritik bir karara imza attı. Mahkeme, Öztürk’ün gözaltına alınması ve öğrenci vizesinin iptal edilmesine dayanak gösterilen sürece ilişkin, ABD Dışişleri Bakanlığı ile İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) bünyesindeki kurum içi belgelerin kamuoyuna açıklanmasına hükmetti. Karar, dava dosyasında “gizli” niteliği taşıyan yazışmaların görünür hale gelmesiyle birlikte, Öztürk hakkında yürütülen işlemlerin hangi değerlendirmelere dayandırıldığını da tartışmanın merkezine taşıdı.
Mahkeme dosyasına giren ABD Dışişleri Bakanlığı iç yazışmalarında, Rümeysa Öztürk hakkında yer alan değerlendirmeler dikkat çekti. Belgelerde, Öztürk’ün herhangi bir antisemitik faaliyette bulunduğunu ya da bir terör örgütünü desteklediğini gösteren hiçbir kanıt bulunmadığı ifade edildi. Aynı yazışmalarda, Öztürk’ün yasaklanan Tufts Students for Justice in Palestine (TSP) ile bağlantılı olduğuna dair herhangi bir delilin bulunmadığı da kayda geçti. Kurumlar arası güvenlik taramasında ise Öztürk’ün 2024 vize başvurusuna ilişkin terörle bağlantılı veya olumsuz hiçbir istihbarat kaydının tespit edilmediği belirtildi.
Bu çerçevede belgelerde ayrıca, Öztürk’ün adının geçtiği raporların doğrudan kendisine ait olmayan sosyal medya paylaşımları ve üçüncü kişilerin iddialarına dayandırıldığının ortaya çıktığı aktarıldı. Böylece, iddialara dayanak yapılan malzemenin niteliği ve kaynağına ilişkin tartışma, mahkeme kararıyla birlikte daha görünür hale geldi.
Delil Yok, Suçlama Yok… Ama Vize İptali Tavsiyesi
Dava dosyasına yansıyan en dikkat çekici noktalardan biri, aynı belgelerde suç unsuru olduğuna dair bir tespit bulunmadığının kabul edilmesine rağmen, ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından şu yönde bir tavsiyenin yer alması oldu: “F-1 öğrenci vizesinin derhal iptal edilmesi onaylansın.” Mahkeme tutanaklarına da yansıyan bu çelişki, Öztürk hakkında yürütülen işlemlerin dayanaklarıyla alınan idari kararlar arasındaki uyumsuzluğu tartışmanın merkezine taşıdı.
Metinde ayrıca, New York Times’ın, federal yargıcın açıkladığı ve davalarda delil gösterilen belgelere dayandırdığı haberine göre Rubio’nun söz konusu öğrenciler hakkında “Filistin ve Gazze” brifingi aldığı bilgisi yer aldı. Bu ayrıntı da, dosyanın yalnızca göçmenlik prosedürleriyle sınırlı kalmadığı, siyasi ve kamusal tartışmaların da konusu haline geldiği yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi.
“Sadece Bir Yazı, Bir Köşe Yazısı”
Mahkeme kayıtlarına göre, Rümeysa Öztürk hakkında yürütülen işlemlerin temel dayanaklarından biri, Tufts Daily öğrenci gazetesinde yayımlanan ve Filistin konusunda üniversite yönetimini eleştiren bir köşe yazısı oldu. Bu yazı üzerinden, ABD İç Güvenlik Bakanlığına bağlı ICE ve HSI birimlerinin Öztürk’ü “İsrail karşıtı aktivizm” ile ilişkilendirmeye çalıştığı belirtildi. Ancak dosyaya giren Dışişleri Bakanlığı belgeleri, bu değerlendirmenin hukuki ve istihbari bir karşılığı olmadığını açık biçimde kabul eden ifadeler içerdi.
Bu bölümde, işlemlerin odağına yerleştirilen “yazı” detayı, davanın ifade özgürlüğü boyutunu daha da belirgin hale getirdi. Mahkeme dosyasında, Öztürk’ün gözaltına alınmasının ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği vurgusunun yinelendiği aktarılırken, tartışma yalnızca bir göçmenlik uygulaması olarak değil, akademik ve siyasal görüş açıklama hakkı bağlamında da ele alındı.
Federal Yargıç William G. Young’un Kararı: Yetki Sınırı ve Statü Koruması
Boston’da görev yapan ABD Bölge Yargıcı William G. Young, dokuz gün süren duruşmaların ardından verdiği kararda, dava sürecine dahil olan göçmen öğrencileri gözaltına alma veya sınır dışı etme yetkisini sınırlandırdı. Kararda, Öztürk ve diğer öğrencilerin göçmenlik statüsünün korunması gerektiği kayda geçirildi. Bu çerçevede, dava sürerken federal hükümetin öğrenciler üzerinde uygulayabileceği idari ve fiili işlemlere dönük sınırlar da mahkeme kararında belirginleşti.
İfade Özgürlüğü Vurgusu: Akademik ve Siyasi Görüşlerin Korunması
Kararda, öğrencinin akademik ve siyasi görüşlerini açıklamasının Anayasa tarafından korunduğu, bu tür faaliyetlerin cezai ya da idari yaptırımlara dayanak oluşturamayacağı özellikle kayda geçirildi. Mahkeme dosyasında, Öztürk’ün gözaltına alınmasının ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği vurgulanırken, dava sürecinin yalnızca idari kararların denetimi değil, aynı zamanda göçmen öğrencilerin ifade alanına ilişkin bir sınav niteliği taşıdığı anlatıldı.
Gözaltına Giden Süreç: Hedef Gösterme, Canary Mission ve Louisiana’ya Sevk
Metinde yer alan bilgilere göre, Tufts Üniversitesi’nde Fulbright bursiyeri olarak doktora yapan Rümeysa Öztürk, 2 Mart 2024’te yayımlanan ve “Filistin soykırımının tanınması” çağrısı yapan bir makaleyi birlikte yazdığı için İsrail yanlısı Canary Mission tarafından hedef gösterildi. Devamında, Trump yönetiminin delil sunmadan Öztürk’ü “Hamas yanlısı faaliyetlerle” ilişkilendirmeye çalıştığı, hakkındaki iddialar üzerine ICE’in Öztürk’ü gözaltına alarak Louisiana’daki bir göçmen merkezine gönderdiği aktarıldı.
Bu anlatım, davanın idari boyutuyla birlikte, hedef gösterme iddiaları ve gözaltı uygulamalarının nasıl bir zincir oluşturduğunu da ortaya koydu. Mahkeme kararının, söz konusu zincirin hangi noktalarında hangi kurum içi değerlendirmelerin yapıldığını görünür kılacağı beklentisi de, dosyada öne çıkan başlıklardan biri haline geldi.
Rümeysa Öztürk, ACLU aracılığıyla yaptığı açıklamada karardan duyduğu memnuniyeti dile getirirken, yaşadıklarının geride bıraktığı etkiyi de ayrıntılı ifadelerle anlattı. Öztürk, “Hiç kimsenin benim yaşadığım adaletsizlikleri yaşamamasını diliyorum. Bir akademisyen olarak keyfi şekilde elimden alınan eğitim hakkım için hâlâ büyük bir üzüntü duyuyorum. Sekiz uzun ayın ardından, bu kayıt şimdi nihayet geri yüklenecek. Yasa dışı tutuklanmam ve Louisiana’daki utanç verici kar amaçlı bir ICE hapishanesinde 45 gün gözaltında tutulmamla başlayan bu vahşeti yaşadıktan sonra, eğitim hakları ellerinden alınan herkesle daha fazla bağ kuruyorum” ifadelerini kullandı.
Mahkemenin, dosyada delil olarak gösterilen sürece ilişkin gizli devlet belgelerinin açıklanmasına hükmetmesiyle birlikte, hem Öztürk dosyasının hem de göçmen öğrenciler davasının seyrinde yeni bir eşik oluştu. Dışişleri Bakanlığı yazışmalarında “kanıt yok” vurgusunun yer almasıyla, öğrenci vizesi iptali kararlarının dayanakları ve çelişkileri, mahkeme kayıtları üzerinden kamuoyunun gündemine taşınmış oldu.






