Görele Belediye Başkanı Hasbi Dede hakkında, 2009 doğumlu bir çocuğa Instagram ve WhatsApp üzerinden taciz içerikli mesajlar gönderdiği iddiasıyla hazırlanan iddianamede, savcılık; şüphelinin kızının “mesajları ben attım” yönündeki beyanının dijital delillerle desteklenmediği ve soyut kaldığı değerlendirmesini yaptı. Savcı, Dede’nin “elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanarak çocuğa karşı cinsel taciz” suçundan cezalandırılmasını talep etti; ancak iddianame henüz mahkeme tarafından kabul edilmedi.
Çocuk tacizi iddiasıyla tutuklanan Görele Belediye Başkanı Hasbi Dede hakkında hazırlanan iddianamede, 2009 doğumlu bir çocuğa Instagram ve WhatsApp üzerinden taciz içerikli mesajlar gönderildiği belirtildi. Soruşturma sürecinde Dede’nin 2011 doğumlu kızının mesajları kendisinin attığını öne sürdüğü, telefonunda da babasına hitaben yazılmış bir “itiraf” notu bulunduğu aktarıldı. Ancak savcılık, bu beyan ve notun olaydan günler sonra oluşturulduğunu, dijital zaman damgaları ve cihaz kayıtlarıyla çeliştiğini değerlendirerek bu savunmaya itibar etmedi. Savcılık, Hasbi Dede’nin “elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanarak çocuğa karşı cinsel taciz” suçundan cezalandırılmasını istedi.
İddianamede ayrıca Dede’nin mağdur çocuğun Instagram hesabına, “Ben nasıl erkeğim, etkiliyorsun beni, ben sana açılmışım, sen derahat ol o zaman, sevgilin olabilir, sorun yok, beni beğeniyor musun, bu saatte neden yazar bir adam sence, tahminler” şeklinde mesajlar attığının yer aldığı belirtildi. Metinde, iddianame yazılmış olmasına rağmen henüz mahkeme tarafından kabul edilmediği bilgisi de kayda geçti.
Mağdur Çocuk ve Annesinin 8 Şubat Başvurusu
İddianameye göre, 8 Şubat 2026 tarihinde 2009 doğumlu mağdur çocuk ve annesi, Görele İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne başvurarak Görele Belediye Başkanı Hasbi Dede’nin sosyal medya üzerinden “rahatsızlık verici ve taciz içerikli” mesajlar gönderdiği gerekçesiyle şikâyetçi oldu. Bu başvurunun ardından savcılık soruşturma başlattı; mağdur çocuğun telefonu rızasıyla incelendi ve mesajlaşmalar tutanak altına alındı.
Mağdur çocuk, savcılık ifadesinde Hasbi Dede’ye ait olduğu belirtilen “hasbi_dede” adlı Instagram hesabından kendisine mesaj geldiğini, ardından telefon numarası paylaşıldığını, sonrasında da WhatsApp üzerinden taciz içerikli mesajlar gönderildiğini anlattı. Hasbi Dede, kendisine atfedilen Instagram hesabı ile telefon hattının kendisine ait olduğunu kabul etti ancak suçlamayı reddetti.
Hasbi Dede’nin Savunması
Hasbi Dede, mesajlaşmaları kendisinin yapmadığını, iddiaları 8 Şubat 2026 öğle saatlerinde öğrendiğini ve telefonunu kontrol ettiğinde bu yazışmalara rastlamadığını savundu. Savunmasında, belediyedeki Basın Yayın Müdürlüğü’nde görevli personelin sosyal medya hesaplarına erişimi bulunduğunu, hesapların “beş kişi tarafından da kullanıldığını” ileri sürdü. Ayrıca belediyeye ait bir iş telefonunun bulunduğunu ve bu telefonda kendi Instagram hesabının açık olduğunu söyledi.
Savcılık, suç saatine yakın zaman diliminde belediyeye ait telefonun bir personelde bulunduğuna ilişkin tespit üzerine cihazı rıza ile aldı. İfadesi alınan personel, Dede’nin sosyal medya hesaplarının cihazda açık olduğunu ancak olayla ilgili bilgisinin olmadığını ve WhatsApp kullanmadığını beyan etti. Diğer personelin beyanlarında da olaya dair bilgi olmadığı belirtildi. İddianameye giren dijital materyal incelemelerinde, personel cihazlarında WhatsApp Web’in açık olduğuna ilişkin veriye rastlanmadığı kaydedildi.
Siber İnceleme Bulguları
İddianameye göre, Giresun Emniyeti Siber Suçlarla Mücadele birimi, hem mağdur çocuğun telefonunda hem de Hasbi Dede’ye ait telefonda dijital inceleme yaptı. Bu incelemede, Dede’nin telefonunda mağdur çocuğa ait olduğu belirtilen WhatsApp kimliğiyle ilişkili bir sohbet kaydı oluşturulduğu tespit edildi. Aynı incelemede, cihazda Instagram uygulamasının mevcut olmadığı da kaydedildi.
İddianamede, 8 Şubat 2026 günü saat 15.31’de mağdur çocuğun Instagram hesabına ait bir ekran görüntüsünün alınıp cihaza kaydedildiği bilgisine de yer verildi. Savcılık, bu teknik tespitler üzerinden bazı savunma ve beyanların çeliştiği yönünde değerlendirme yaptı. Siber incelemede mesaj saatleri, WhatsApp kullanım verileri ve olay günü alınan ekran görüntülerinin teknik olarak şüphelinin cihazıyla örtüştüğü yönündeki bulgular da iddianameye yansıdı.
Kızının “Mesajları Ben Attım” Beyanı Ve Savcılığın “Soyut” Değerlendirmesi
Soruşturma sürerken 16 Şubat 2026’da bir psikolojik danışman, 112’ye ihbarda bulunarak Hasbi Dede’nin 2011 doğumlu kızının seans sırasında mesajlaşmayı kendisinin yaptığını söylediğini bildirdi. Bunun üzerine Dede’nin kızı ve eşi savcılıkta dinlendi. Dede’nin kızı, ifadesinde mağdur çocuğu tanıdığını, mağdur çocuğun sevgilisine karşı “platonik” duyguları olduğunu, mağdur çocuğu “rezil etmek” amacıyla babasının şarjdaki telefonunu alıp önce Instagram, ardından WhatsApp üzerinden mesajlaştığını anlattı; mesajları sildiğini, Instagram uygulamasını kaldırdığını ve WhatsApp konuşmasını da sildiğini söyledi.
Ancak savcılık, siber inceleme bulgularının bu beyanla çeliştiğini, ayrıca çocuğun telefonundaki notun “delil oluşturmak için sonradan yazılmış olabileceğini” değerlendirdi. İddianamede, bu ikrar ve not dışında eylemin çocuk tarafından gerçekleştirildiğine dair “başkaca somut delil bulunmadığı”, bu nedenle ikrarın “soyut” kaldığı ve “babayı suçtan kurtarmaya yönelik” olabileceği kanaatine varıldığı yazıldı. Savcılık, şüphelinin kızının cep telefonunda bulunan ve “itiraf” niteliği taşıdığı ileri sürülen nota neden itibar etmediğini ayrıntılı biçimde gerekçelendirdi; notun olaydan günler sonra oluşturulmuş olması, teknik verilerle çelişen unsurlar taşıması ve içerik itibarıyla yoğun pişmanlık ile suç üstlenme ifadeleri barındırması bu gerekçeler arasında sıralandı.
Teknik Verilerde Dikkat Çeken Saatler
İddianamede, 8 Şubat 2026 gecesi saat 03.19.28’de şüpheli Hasbi Dede’nin WhatsApp hesabından bir kadına ait video durumunun görüntülendiği, saat 03.22 sıralarında ise mağdur çocuğa mesaj atılmaya başlandığı belirtildi. Savcılık, bu teknik verinin mesajların şüphelinin cihazından aktif kullanım sırasında gönderildiğine işaret ettiğini değerlendirdi. Ayrıca 8 Şubat 2026 günü saat 15.31.35’te, mağdur çocuğun Instagram hesabına ait ekran görüntüsünün şüphelinin telefonunda alınıp ön belleğe kaydedildiği tespit edildiği aktarıldı. Bu bulgu üzerinden, Instagram uygulamasının olay gecesi silindiği yönündeki beyanın teknik verilerle örtüşmediği kaydedildi.
İtiraf Notuna Neden İtibar Edilmedi?
İddianamede, yalnızca söz konusu not ve çocuğun ikrar niteliğindeki beyanı dışında eylemi onun gerçekleştirdiğine dair başkaca somut dijital delil bulunmadığı vurgulandı. Bu nedenle savcılık, beyan ve notun “soyut nitelikte kaldığı” değerlendirmesini yaptı. Savcılık ayrıca, dijital inceleme raporları, cihaz hareketleri ve zaman damgaları ile çocuğun anlatımı arasında çelişkiler bulunduğunu belirtti; bu çerçevede ikrarın maddi delillerle desteklenmediği, teknik verilerle uyum göstermediği ve bu aşamada üstünlük tanınamayacağı kanaatine vardı.
Savcının Talep Ettiği Suçlama ve İstenen Ceza Aralığı
Savcılık, 8 Şubat 2026 saat 03.22 sıralarında Hasbi Dede’nin, kendisine ait olduğu belirtilen Instagram hesabından mağdur çocuğa mesaj gönderdiğini, ardından WhatsApp üzerinden taciz içerikli mesajlar yolladığını ve bu eylemin “elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle çocuğu taciz suçu” kapsamında değerlendirildiğini belirtti. İddianamede savcı, Hasbi Dede’nin “elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle çocuğa karşı cinsel taciz” suçundan cezalandırılmasını talep etti.
Metinde yer verilen bilgilere göre, Türk Ceza Kanunu’na göre çocuğa karşı cinsel taciz suçunun cezası 6 aydan 3 yıla kadar hapis olarak düzenleniyor. Suçun elektronik haberleşme araçlarıyla işlenmesi halinde ise cezanın yarı oranında artırıldığı, bu çerçevede Dede hakkında istenen hapis cezasının 9 aydan 4 yıl 6 aya kadar çıkabildiği belirtildi.






