Avrupa savunma sanayiinin “yüzyılın projesi” olarak anılan 100 milyar euroluk SCAF programı, Paris ile Berlin arasındaki derin görüş ayrılıkları nedeniyle yeniden gündeme geldi. Dassault ve Airbus hattında büyüyen çekişme, “ortak uçak” hedefiyle başlayan süreci bir savunma krizine dönüştürürken, tartışmaların gölgesi MGCS ve GCAP gibi diğer ortaklıklara da uzanmaya başladı.
Avrupa’nın “gökyüzündeki egemenlik” hedefiyle anılan SCAF programı, Paris ve Berlin arasındaki derin çatlaklar nedeniyle tarihinin en sert sınavını veriyor. Avrupa savunma sanayiinin 100 milyar euro ölçeğindeki bu dev ortaklığı, başlangıçta “ortak uçak” hayaliyle ilerlerken, gelinen noktada taraflar arasındaki güç mücadelesi projenin geleceğini belirsizliğe sürüklemiş durumda. Sürecin, “Avrupa’nın ortak savunma hayalini” ya somutlaştıracağı ya da tarihin tozlu raflarına iteceği vurgulanıyor.
2017’de Başlayan “Dijital Savaş Bulutu” Vizyonu Nasıl Krize Döndü?
2017’de Fransa ve Almanya, “dijital bir savaş bulutu” hedefiyle yola çıkmış, insansız araçlarla donatılmış bir gelecek kurgusuyla SCAF projesini başlatmıştı. Bugün ise aynı proje, “100 milyar euroluk bir belirsizlik” olarak tarif edilen bir tabloyla yeniden gündemde. Ortak tasarım, ortak kabiliyet ve ortak operasyon hedefleri, iki başkent arasındaki öncelik farklarıyla birlikte keskin bir gerilime dönüştü.
Krizde odakta iki dev şirket bulunuyor: Fransız Dassault ile Almanya merkezli Airbus. Tartışmaların tonu, Dassault CEO’sunun “Kimseye ihtiyacım yok” çıkışıyla daha da sertleşirken, Berlin cephesinden “Mutlak kontrol arayışı tehlikelidir” uyarısı geldi. Bu karşılıklı çıkışlar, SCAF programı içinde yetki, liderlik ve yönetişim başlıklarında derin bir çatlağı görünür kıldı.
Ayrışmanın bir diğer başlığı da uçağın temel özellikleri üzerinden şekilleniyor. Fransız tarafının nükleer kapasiteli ve daha hafif bir uçak istediği, Berlin cephesinin ise daha uzun menzilli bir model için bastırdığı aktarılıyor. Bu yaklaşım farkı, sadece teknik bir tercih olmaktan çıkıp projenin stratejik yönelimini belirleyen bir çekişmeye dönüşmüş durumda.
“Bu, Alman Ordusunun İhtiyacı Değil”
Alman lider Merz, tartışmayı daha da görünür kılan değerlendirmesinde, Fransızların bir sonraki nesil savaş uçaklarında nükleer silah taşıyabilen ve bir uçak gemisinden operasyon yapabilen bir uçağa ihtiyaç duyduğunu söyledi. Merz, bunun “şu anda Alman ordusunun ihtiyaç duyduğu bir özellik olmadığını” ifade etti. Bu sözler, Paris ile Berlin arasındaki öncelik ayrışmasının yalnızca sanayi boyutunda değil, askeri ihtiyaç tanımında da keskinleştiğine işaret etti.
Limburg’daki AB zirvesi öncesinde SCAF gündemi daha da ısınmış durumda. Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Alman Başbakanı Merz ile bu konuyu ayrıntılı biçimde görüşeceğini duyurdu. Ancak Macron’un mesajı net bir uyarı niteliği taşıyor: “Eğer Almanlar ortak uçak programını sorgularsa, biz de ortak tank programını sorgulamak zorunda kalırız.”
Macron’un çıkışı, Avrupa savunma iş birliğinin temel taşlarından biri olarak görülen MGCS ortak tank programının da risk altında olduğu anlamına geliyor. SCAF’ta yaşanan gerilimin, sadece tek bir projeyi değil, Paris-Berlin eksenindeki daha geniş Avrupa savunma ittifakı mimarisini etkileyebilecek bir kırılma başlığına dönüştüğü anlatılıyor.
Berlin’de Alternatif Senaryo
Berlin cephesinde ise şimdiden alternatif rotalar konuşuluyor. Almanya’nın, İngiltere ve Japonya ile yürütülen GCAP programına yönelmesi ihtimali, SCAF projesini tamamen rafa kaldırabilecek bir seçenek olarak gündeme geliyor. Metinde yer alan takvim vurgusu da dikkat çekiyor: 2035 hedefiyle ilerleyen GCAP, 2040’ı bekleyen SCAF’ın önüne geçmiş durumda.
Paris ile Berlin arasındaki bu güç mücadelesi, SCAF programı üzerinden Avrupa’nın “ortak savunma” fikrinin kaderini belirleyecek bir dönemeç olarak görülüyor. Tartışmanın seyri, ya ortak uçak hedefini yeniden rayına oturtacak ya da 100 milyar euroluk projenin geleceğini daha da belirsiz hale getirecek.






