Anayasa Mahkemesi, ceza infaz kurumunda sigara içilmeyen odaya geçme talebi reddedilen mahpusun başvurusunda, Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Yüksek Mahkeme, cezaevinde bulunmanın beden ve ruh sağlığından feragat anlamına gelmeyeceğini vurgulayarak ret kararını “orantısız” buldu.
Anayasa Mahkemesi, ceza infaz kurumunda sigara içilmeyen odaya geçme talebi reddedilen başvurucunun yaptığı bireysel başvuruda, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Kararda, ceza infaz kurumunda bulunmanın kişinin beden ve ruh sağlığından feragat etmesini gerektirmediği açık biçimde vurgulandı; diğer bireyler gibi mahpusların da beden ve ruh sağlıklarını koruma hakkına sahip olduğu belirtildi.
Kararın gerekçesinde, ceza infaz kurumlarının güvenlik ve disiplini sağlamak için geniş takdir yetkisine sahip olduğuna işaret edilmekle birlikte, alınacak tedbirlerin tutuklu ve hükümlülerin tutulma halinin gerektirdiğinin ötesinde manevi üzüntüye düşmelerine ya da sağlıksız şartlarda yaşam sürmelerine yol açmaması gerektiği kaydedildi. Bu değerlendirme, dosyada yer alan sigara içilmeyen oda talebinin reddi bakımından AYM’nin temel yaklaşımını oluşturdu.
Başvurunun Arka Planı ve Cezaevi Yönetiminin Ret Gerekçesi
Dosyaya konu olayda, Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunan bir kişi, kaldığı altı kişilik odada sigara içildiği gerekçesiyle 4 Ekim 2021 tarihinde sigara kullanılmayan odaya geçme talebinde bulundu. Başvurucu, kaldığı ortam nedeniyle sigara dumanına maruz kaldığını belirterek cezaevi idaresinden oda değişikliği istedi.
Ancak kurum yönetimi, başvurucunun oda değiştirme talebini reddetti. Ret kararının gerekçesinde, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün “Kovid-19 pandemi sürecinde tedbirler” konulu yazısına atıf yapılarak, kurum içi hareketliliğin en aza indirilmesi gerektiği belirtildi ve başvurucunun oda değiştirmesini gerektirecek bir zorunluluk bulunmadığı ifade edildi. Böylece cezaevi idaresi, Kovid-19 tedbirlerini oda değişikliği talebinin reddi için temel gerekçe olarak kullandı.
İnfaz Hakimliği ve Ağır Ceza Mahkemesi Süreci
Başvurucu, kurum yönetiminin ret kararına karşı Tekirdağ 2. İnfaz Hakimliği nezdinde itiraz etti. İtiraz dilekçesinde, kurumda birçok hükümlü ve tutuklunun yakın zamanda kaldıkları odalarda değişiklik yapıldığını, bu nedenle kendi talebinin reddedilmesinde Kovid-19 salgını kapsamında alınan tedbirlerin gerekçe gösterilmesinin makul olmadığını savundu.
Buna rağmen İnfaz Hakimliği, başvurucunun itirazını reddetti. Başvurucunun bu karara karşı yaptığı itiraz da Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedildi. Tutuklu, nihai hükmü öğrendikten sonra 15 Aralık 2021 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu ve dosya Yüksek Mahkeme’nin önüne taşındı.
AYM Gerekçesinde Mahpusların Sağlık Hakkına Açık Vurgu
Anayasa Mahkemesi gerekçesinde, ceza infaz kurumunda bulunmanın, kişinin beden ve ruh sağlığından feragat etmesi anlamına gelmeyeceğini bir kez daha vurguladı. Kararda, diğer bireyler gibi mahpusların da beden ve ruh sağlıklarını koruma haklarına sahip olduğu açıkça ifade edildi. Yüksek Mahkeme, cezaevi koşullarında güvenlik ve disiplin gerekliliklerinin önemini kabul ederken, bu gerekliliklerin tutuklu ve hükümlüler açısından sağlıksız yaşam koşullarını meşrulaştıracak şekilde yorumlanamayacağını belirtti.
Gerekçede ayrıca, ceza infaz kurumlarının güvenliğini ve disiplinini sağlayacak tedbirler bakımından idarelere tanınan geniş takdir yetkisinin sınırsız olmadığına dikkat çekildi. AYM, alınan tedbirlerin tutuklu ve hükümlülerin tutulma halinin gerektirdiğinin ötesine geçerek manevi açıdan aşırı yük oluşturamayacağını ve sağlık hakkını zedeleyemeyeceğini ortaya koydu.
Yüksek Mahkeme, benzer bir başvurudaki değerlendirmesini de hatırlatarak, tütün mamulleri kullanımına ilişkin mevzuat incelendiğinde devletin ceza infaz kurumunda sigara içilmeyen ortam sağlanması yönünde yükümlülüğünün bulunduğunu belirtti. Gerekçede, kapalı alanlarda tütün kullanılmamasının esas olduğu, kapalı alanlarda havalandırma imkanı bulunmasının tütün kullanımına izin verilmesine yönelik bir istisna oluşturduğuna dair bir hüküm bulunmadığı ifade edildi.
AYM, mevzuatta tütün ürünleri kullanılmasına mahsus alanlar oluşturulabilecek kurumlar arasında ceza infaz kurumlarının da sayıldığını hatırlattı. Bu çerçevede, düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, tütün ürünlerinin kapalı alanlarda kullanılmamasının esas olduğu, ancak bu kurala çeşitli yükümlülükler yerine getirilmek şartıyla sınırlamalar getirilebileceği sonucuna işaret edildi. Mahkeme, bu değerlendirmeler ışığında, sigara içmeyen mahpusun mevzuatın kural olarak kabul ettiği şekilde sigara içilmeyen bir odada kalma talebinin, yalnızca bu odaların sınırlı sayıda olması gerekçesiyle reddedilmesinin öngörülen amaca ulaşmaya elverişli kabul edilemeyeceğini tespit etti.
Kararda somut olaya ilişkin dikkat çeken bir başka unsur da, cezaevi idaresinin ilk ret gerekçesi ile sonraki uygulaması arasındaki fark oldu. Gerekçede, kurum yönetiminin başvurucunun sigara kullanılmayan odaya yerleştirilme talebini, odalar arasındaki geçişlerin Kovid-19 salgını kapsamında alınan tedbirlere aykırı olduğu gerekçesiyle reddettiği hatırlatıldı.
Buna karşılık, aradan yaklaşık 4 ay geçtikten sonra cezaevinde sigara kullanılmayan odaların oluşturulduğu ve başvurucunun bunlardan birine geçişinin sağlandığı belirtildi. AYM, en başta talebin reddedildiği aşamada ileri sürülen Kovid-19 tedbirleri gerekçesinin bu gelişme karşısında makul görünmediğini değerlendirdi. Kararda, salgın kapsamında alınan tedbirlere rağmen başvurucunun başka bir odaya naklinin sonradan gerçekleştirilebildiği, aradan geçen süre içinde artık tedbirlerin uygulanmasına gerek olmadığına dair ise herhangi bir açıklama yapılmadığı kaydedildi.
Anayasa Mahkemesi, başvurucunun sigara kullanılmayan odaya geçme talebinin reddedilmesini değerlendirirken, talebin kategorik biçimde reddedilmesinin orantılı bir müdahale teşkil etmediği sonucuna ulaştı. Gerekçede, başvurucunun ya da varsa sigara kullanılmayan oda veya odalarda kalan kişilerin Kovid-19 taşıyıcısı olup olmadığına bakılmaksızın talebin toptan reddedilmesinin ölçülü bir yaklaşım olarak görülemeyeceği ifade edildi.
Yüksek Mahkeme ayrıca, İnfaz Hakimliği ve Ağır Ceza Mahkemesi kararlarında, salgın koşullarına rağmen tutuklu ve hükümlülere sigara kullanılmayan barınma ortamı sağlanmasına yönelik düzenlemelere uygun alternatif çözümler üretildiğine, bu kapsamda başvurucunun talebinin karşılanması için makul bir çaba gösterildiğine dair bir tartışmaya yer verilmediğini vurguladı. Bu değerlendirmeler doğrultusunda AYM, eldeki olayda başvurucunun maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına yapılan müdahalenin, zorunlu bir toplumsal ihtiyaca cevap vermediği, bu nedenle orantısız olduğu ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı sonucuna vardı.
Sonuç olarak Yüksek Mahkeme, başvurucunun sigara içilmeyen odaya geçme talebinin reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğine hükmetti.






