Çarşamba günü Ankara ile Atina hattında gerçekleşecek kritik zirveye sayılı günler kala, Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis Amerikan medyasına yaptığı değerlendirmelerde dikkat çeken mesajlar verdi. Miçotakis, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile kendisini “tecrübeli liderler” olarak tanımlarken, bölgenin zaten yeterince sorun barındırdığını ve bu karmaşıklığa yenilerini eklemek istemediklerini vurguladı. Mevcut koşullarda ilişkilerde “ciddi bir gerginlik riski” görmediğini ifade eden Miçotakis, bunun temelinde iki taraf arasında açık kalan iletişim kanallarının bulunduğunu söyledi.
“Yan Yana Yaşamaya Mahkumuz”
Miçotakis, açıklamalarında iki ülkenin anlaşmazlıklarını coğrafyanın gerçekleri içinde yönetebileceğine işaret ederek, “yan yana yaşamaya mahkûmuz” sözleriyle dikkat çekti. İki liderin tecrübesine vurgu yapan Yunan Başbakanı, bir kriz ortaya çıktığında bunu yumuşatmanın yolları olduğuna inandığını dile getirdi. Miçotakis’in bu yaklaşımı, Ankara ziyareti öncesinde “yeni bir istikrarsızlık kaynağı” beklentisi olmadığını net biçimde ortaya koyan bir çerçeve olarak öne çıktı.
Yunan lider, iki ülke arasında açık iletişim kanalları bulunduğunu hatırlatarak, her kriz anında tansiyonu düşürebilecek yöntemlerin devreye girebileceğini belirtti. Bu nedenle izleyicilere, ikili meseleler açısından yeni bir istikrarsızlık başlığı beklemediğini söyleyerek güvence verdiğini ifade etti. Miçotakis’in altını çizdiği nokta, bölgede yaşanan sorunların yükü artarken, Türkiye-Yunanistan hattında yeni bir gerilimin kimseye fayda sağlamayacağı düşüncesi oldu.
Miçotakis, “tangoda iki kişi gerekir” sözleriyle, sürecin tek taraflı bir iradeyle yönetilemeyeceğine de işaret etti. Buna rağmen, anlaşmazlıkların coğrafyanın dayattığı zorunluluklar gözetilerek idare edilebileceğini vurguladı. Böylece, hem karşılıklı sorumluluk hatırlatıldı hem de çarşamba günü Ankara’da yapılacak temasların zeminine “yönetilebilirlik” mesajı yerleştirildi.
Açıklamalarında Atina’nın kırmızı çizgisi vurgusunu yineleyen Miçotakis, bunun yanında turizme doğrudan yansıyan bir örnek üzerinden sürecin pratik tarafına da dikkat çekti. Miçotakis, “Türk dostlarımıza Doğu Ege adalarına neredeyse vizesiz seyahat etme imkânı veriyoruz” diyerek, ziyaretçilerin vizeyi kapıda alabildiğini anlattı. Bu sistemin devreye girmesinden bu yana, son birkaç yılda on binlerce Türk ziyaretçinin adaları ziyaret ettiğini söyledi. Miçotakis’in bu sözleri, Doğu Ege adaları üzerinden yürüyen vize uygulamasının, “sakinleşen” atmosferde turizm hareketliliğine katkı verdiği vurgusuyla birlikte gündeme geldi.
Yunan Başbakanı, “sakin sular” olarak tanımladığı dönemin, özellikle turizm alanında sağladığı katkıya dikkat çekti. Miçotakis’in çizdiği tabloda, tansiyonun düşmesinin yalnızca siyasi iklimi değil, sahaya yansıyan başlıkları da etkilediği mesajı öne çıktı; bu çerçevede kapıda vize uygulamasıyla artan Türk ziyaretçiler örneği de somut bir gösterge olarak sunuldu.
Miçotakis’in açıklamalarında bir diğer başlık ise göç oldu. Yunan lider, göç konusunda birlikte çalıştıklarını belirterek, insanların çaresizliğini “ticaret malzemesi” haline getiren kaçakçılara darbe indirmek istediklerini söyledi. Bu yaklaşım, Miçotakis’in değerlendirmesinde göç yönetimi gibi alanlarda iş birliğinin sürdüğü ve bunun, gerilimi artırmak yerine yönetilebilir bir ilişki hedefiyle uyumlu olduğu fikrini güçlendirdi.
Miçotakis, Atina’nın savunma gücünü artırdıklarını ifade ederken, asıl hedeflerinin öngörülebilir bir ilişki kurmak olduğunu da dile getirdi. Böylece Yunan Başbakanı, savunma kapasitesini güçlendirme adımını not ederken, diplomatik düzlemde temel önceliğin “sürprizlerle dolu bir hat” değil, kriz anlarında iletişim kanallarının açık kaldığı ve istikrarın korunabildiği bir çerçeve olduğunu vurguladı.






