Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Erzurum’da öğretmenlerle buluştuğu programda yaptığı konuşmada, ramazan ayının “birleştirici gücüne” vurgu yaptığı genelgenin çarpıtıldığını söyledi. Bakan Tekin, “Ben millî birlikten bahsetmişim, onlar ‘Talibanizm’ diyor” ifadesini kullandı. Tekin, 168 kişinin imzaladığı “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” başlıklı metne de bu çerçevede tepki gösterdi.
Bakan Yusuf Tekin, kendilerine yönelik eleştirilerin dayandığı metinlerde kullanılan ifadeleri hedef alarak, “Şimdi yayınladıkları bildiride kullandıkları şeye bakın. Ben yazıda anayasadan, kanunlardan, millî birlikten, dayanışmadan bahsetmişim, adam ‘Talibanizm’ diyor. Yani bunu nereden çıkartıyorsunuz” dedi. Tekin, aynı metinde yer aldığını belirttiği başka bir ifadeye de dikkat çekerek, “Bir sonraki paragrafta da çok enteresan; yukarıda ‘Talibanizm’ diyor, altta da diyor ki ‘Trump’ın bu bölgedeki payandası olmak.’ Şimdi Taliban mı Trump mı? Bir karar verin” sözleriyle tepki gösterdi.
Konuşmasında ramazan ayına ilişkin değerlendirmelerini de paylaşan Bakan Tekin, gönderilen genelgede kimsenin dinî inancının sorgulanmadığını belirterek, “Biz size gönderdiğimiz genelgede kimsenin dinî inancını sorgulamadık. Çünkü o bizim işimiz değil. Kimin oruç tuttuğu, kimin tutmadığı o da beni ilgilendirmiyor; o başka bir konu” dedi. Tekin, ramazanı, “evinde pişen yemeğin kokusuna komşusunu ortak etmek isteyen; hayır, dayanışma duygularımızı en üst seviyeye çıkartan; toplumda küslükleri ve dargınlıkları kaldıran; kötü davranmayı ve birbirimize kötü muameleyi en azından bir süre için kaldıran ve erteleyen, kardeşlik ikliminin oluştuğu” bir dönem olarak tarif etti.
Bakan Tekin, kendi çocukluğuna dair bir örnek vererek ramazanın toplumsal atmosferini, “Bizim çocukluğumuzda böyleydi. Çocukken top oynarken bile kavga etmezdik ki ramazanda kavga edilmez derdik” sözleriyle anlattı. Bu yaklaşımın bir “millî değer” olduğunu vurgulayan Tekin, tartışmaların kaynağına yönelik eleştirisini “Burada çok açık bir şekilde toplum değerlerini, toplumun bu konudaki hassasiyetini bilmeyen insanların uydurduğu dedikodular” ifadesiyle sürdürdü; sosyal medyada “okuma yazma bilmeyen insanlar”ın da “unvanları” bulunduğunu söyleyerek yayımlanan bildirilere tepki gösterdi.






